ilkemadmin

Öz Benliği Benimsemek: Sahne Işığından Kendi Işıltına

Öz Benliği Benimsemek: Sahne Işığından Kendi Işıltına

Güzel olanı sever, paylaşmak isteriz. Çıktığımız güzel yolculuklar, elde ettiğimiz başarılar ya da kendimizi değerli ve özel hissettiğimiz anlar hakkında konuşurken içimiz ısınır. Fakat bizi tanımlayan parçalar yalnızca toz pembe hikayelerle sınırlı değildir. Çoğu zaman çevremizdeki insanlar tarafından kabul görme arzusuyla kendimizi dış dünyaya olduğumuzdan daha güçlü, daha cesur ve daha mutlu yansıtma eğilimi gösteririz. Kırılganlığın yargılandığı bir çevrede birey, incinmemek için maskeler takmak zorunda hissedebilir. Aslında bu kendimizi korumak için geliştirdiğimiz bir savunma mekanizmasıdır. Ancak bir süre sonra bu durum başkalarına kendimizi nasıl aktardığımızın önüne geçebilir ve bizzat kendi gerçekliğimizden kaçtığımız bir yabancılaşmaya dönüşür. Carl Rogers’ın perspektifinden “ideal benlik” olmak istediğimiz ya da olmamız gereken kişi olarak tanımlanırken, “gerçek benlik” olduğumuz asıl kişiyi ifade eder. Örneğin, ideal benliğinize göre özgüvenli ve başarılı biri olmalısınız buna karşılık gerçek benliğiniz kaygılı ve kendini yetersiz hisseden bir parça taşıyabilir. Bu iki kavram arasındaki mesafe arttıkça kişi kendini kaybolmuş hisseder. Birey çevresine gösterdiği imaja kapılıp kendi kırılganlıklarını ve korkularını görmezden gelmeye başlar. Dışarıya sunulan versiyona uyum sağlamak için gösterilen her çaba, kişiyi iç dünyasından daha da uzaklaştırır. Yaşamı bir labirent olarak hayal edelim. İlerliyorsunuz, fakat karşınıza hep aynı engel çıkıyor. Yolun sonuna ulaşmanız gerekiyor bu yüzden o engele geldiğinizde geri dönüp farklı çıkış yolları deniyorsunuz ama bu yollar sizi labirentin çıkışından daha da uzaklaştırıyor. Labirentte karşınıza çıkan engel aslında kabul etmek istemediğiniz travmalarınız, öfkeniz, özleminiz, kaygılarınız, hassasiyetleriniz… Bunları görmezden geldikçe çıkış noktasından daha da uzaklaşıyorsunuz. Aslında anahtar sizin elinizde, sadece kendinizi filtresiz görebilme ve acılarınızı benimseme cesaretine ihtiyaç duyuyorsunuz. Hayatımız boyunca birçok insan bize eşlik eder, ancak bizi yolun başından sonuna kadar yalnız bırakmayan tek kişi kendimizden başkası değildir. Nasıl ki bir arkadaşımız bizimle dertleşmek istediğinde onun isteğini yok sayıp sırt çevirmiyorsak aynı hassasiyeti ve dinleme inceliğini kendimize de göstermeliyiz. Kaçmayı bırakıp üzüntüyü kucaklamak her ne kadar korkutucu ve zor olsa da, yok saymaya son verip acıyı benimsemek içsel rahatlamanızın başladığı asıl yerdir. Her parçamız bize dairdir, hepsi bizi özgünleştirir. Yaralarımızın varlığın kabul etmek ve dışlamamak iyileşmenin ilk adımıdır. Referanslar: Rogers, C. R. (1961). On becoming a person: A therapist’s view of psychotherapy. Boston: Houghton Mifflin   İlkem Psikoloji Stajyer Psikolog Aydan Ece SEMERCİ 
Read more

Terapi İşe Yarar mı?

Terapiye başlamayı düşünen birçok kişinin aklında aynı soru vardır:“Gerçekten işe yarar mı?” Bu soru çok doğaldır. Çünkü insan, zamanını, duygusunu ve enerjisini ayıracağı bir sürecin karşılığını bilmek ister. Kısa cevapla başlayalım:Evet, terapi işe yarar.Ama nasıl ve ne zaman işe yaradığı, birkaç önemli noktaya bağlıdır. Terapi Sihirli Bir Çözüm DeğildirTerapi; bir anda her şeyi düzelten sihirli bir yöntem değildir.Daha çok şuna benzer:Uzun süredir görmezden gelinen bir odaya ışık yakmak gibi. Başta her şey daha net görünür,bazen zorlayıcı olur,ama zamanla düzenleme ve iyileşme başlar. Terapi Ne Zaman İşe Yarar?Terapi özellikle şu durumlarda etkili olur:– Kişi sürece gönüllü olarak geliyorsa– Terapist ile güvenli bir ilişki kurulabiliyorsa– Seanslar düzenli devam ediyorsa– Zor duygular konuşulmaktan kaçılmadan ele alınabiliyorsa “Konuşmak Nasıl Değiştirsin?” Diyenler İçinBirçok kişi terapiye başlamadan önce şöyle düşünür:“Konuşmakla ne değişecek ki?” Aslında değişen şey sadece konuşulanlar değil;kişinin kendisiyle kurduğu ilişkidir. Terapiyle birlikte:– Duygular daha net fark edilir– Tekrarlayan döngüler görünür hale gelir– Kişi kendine karşı daha şefkatli olmayı öğrenir– Tepkiler yerini seçimlere bırakmaya başlar Herkes İçin Aynı Şekilde mi İşler?Hayır.Terapi kişiye özeldir.Kimi için hızlı farkındalıklar olurken,kimi için değişim daha yavaş ama daha derin ilerler. Önemli olan hız değil, yöndür. Küçük Ama Önemli Bir GerçekTerapi, hayatınızdaki her şeyi değiştirmeyebilir.Ama hayatınızdaki kendinizle ilişkinizi değiştirir. Ve bu değiştiğinde,diğer birçok şey de yavaş yavaş dönüşmeye başlar. Son SözTerapi işe yarar;çünkü insan, anlaşıldığı ve yargılanmadığı bir yerdekendine yaklaşabilir. Eğer “Bir şeyler değişmeli ama nasıl bilmiyorum” diyorsanız,terapi bu soruya birlikte bakmak için güvenli bir başlangıç olabilir.
Read more

Çocuğuma Doğum Gününde Kıyafet Almak Doğru mu?

Doğum günü yaklaşırken birçok ebeveynin aklından aynı soru geçiyor:“Oyuncak mı alsam, yoksa kıyafet de hediye sayılır mı?” Aslında mesele hediyenin ne olduğu değil, çocuğa ne hissettirdiği. Çocuklar Doğum Gününü Nasıl Görür?Çocuklar için doğum günü; pasta, mum ve hediyeden çok daha fazlasıdır.O gün çocuk şunu hissetmek ister:“Ben özelim, benim için düşünüldü.” Bu yüzden doğum günü hediyesi, çocuğun ihtiyacından çok, duygusuna dokunmalıdır. Kıyafet Neden Bazen Hayal Kırıklığı Yaratır?Kıyafetler çocukların gözünde genellikle “zaten alınan” şeylerdir.Bu nedenle doğum gününde sadece kıyafet alan bazı çocuklar içten içe şunu düşünebilir:“Bu benim hediyem değil, ihtiyaçtı.” Özellikle küçük yaşlarda çocuklar doğum günlerini; oyun, sürpriz ve sevinçle eşleştirir. Hiç mi Kıyafet Alınmamalı?Elbette alınabilir.Ama nasıl alındığı çok belirleyicidir. Çocuk özellikle o kıyafeti istiyorsa,sevdiği bir karakteri ya da rengi varsa,ya da kıyafet küçük bir sürprizle birlikte veriliyorsaişte o zaman çocuk kendisi için seçildiğini hisseder. Asıl Mesele Ne?Çocuklar hediyenin fiyatını değil,kendilerini nasıl hissettirdiğini hatırlar. Bazen küçük bir oyuncak,bazen birlikte geçirilen özel bir zaman,bazen de sadece “Bugün senin günün” demekçocuğun kalbinde çok daha büyük bir iz bırakır. Küçük Bir Ebeveyn HatırlatmasıDoğum gününde verilen hediye şunu söyleyebilmeli:“Seni görüyorum ve sen benim için özelsin.” Bu mesaj geçtiğinde,hediyenin oyuncak mı kıyafet mi olduğu çoğu zaman ikinci planda kalır.
Read more
Call Now Button